Bazı insanlar için günün en yorucu kısmı yaşanan olaylar değil, henüz gerçekleşmemiş olaylardır.
Telefon çaldığında kötü bir haber geleceğini düşünmek, eve geç kalan bir yakının başına bir şey gelmiş olabileceğini varsaymak, bedendeki küçük bir değişikliği ciddi bir hastalığın işareti olarak yorumlamak veya her şey yolundayken bile “birazdan kesin bir şey olacak” hissine kapılmak...
Bunlar kişinin zihninin sürekli olası tehditleri taradığı bir yaşam biçimine dönüşebilir.
Bu durumda kişi çoğu zaman “Ben fazla düşünüyorum.” der.
Ancak bazen mesele yalnızca fazla düşünmek değildir. Zihin, çevreyi ve geleceği sürekli kontrol ederek güvende kalmaya çalışıyor olabilir.
Beyin neden sürekli tehlike arar?
İnsan zihni belirsizliği tamamen ortadan kaldırabilecek bir sistem değildir. Özellikle daha önce yoğun stres, belirsizlik veya tehdit deneyimlenmişse kişi gelecekte benzer durumları önceden fark etmeye daha fazla odaklanabilir.
Bu noktada küçük bir olasılık bile zihinde büyük bir önem kazanabilir.
“Ya olursa?”
Bu soru bir kez sorulduğunda zihnin cevabı çoğu zaman başka sorular doğurur:
“Peki olursa ne yaparım?”
“Ya engelleyemezsem?”
“Ya fark etmediğim başka bir şey varsa?”
“Ya bu sefer gerçekten kötü bir şey olursa?”
Böylece düşünme, çözüm üretmekten çıkıp tehdit taramasına dönüşebilir.
Sürekli tetikte olmanın günlük yaşamdaki belirtileri nelerdir?
Kişiden kişiye değişmekle birlikte şu deneyimler görülebilir:
- Rahatlamanın zor olması
- Sürekli çevreyi veya insanları kontrol etme ihtiyacı
- Küçük değişiklikleri hemen fark etme
- Gelecekle ilgili senaryolar üretme
- Bedensel duyumları sık sık kontrol etme
- Haber, mesaj veya telefon konuşmalarını tehdit açısından yorumlama
- Uykuya geçerken zihnin daha fazla çalışması
- “İçime kötü bir şey doğuyor” hissi
- Her şey yolundayken bile huzursuzluk yaşama
Burada önemli bir ayrım vardır: Dikkatli olmak ile sürekli alarm halinde yaşamak aynı şey değildir.
Dikkat gerektiğinde devreye girer ve ardından geri çekilir. Sürekli tetikte olma durumunda ise tehdit ortadan kalksa bile zihinsel alarm devam edebilir.
Kontrol etmek neden kısa süreli rahatlatır?
Kaygı yaşayan kişi belirsizliği azaltmak için kontrol davranışlarına yönelebilir.
Kapıyı tekrar tekrar kontrol etmek, mesaj gelip gelmediğine bakmak, bedeni sürekli taramak veya aynı konuyu defalarca düşünmek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir.
Fakat kişi rahatladıkça zihin şunu öğrenebilir:
“Kontrol edersem güvende olurum.”
Bu nedenle bir sonraki belirsizlikte yeniden kontrol etme ihtiyacı ortaya çıkabilir.
Böylece rahatlama sağlayan davranış, zaman içerisinde kaygının devam etmesine katkıda bulunan bir döngünün parçası haline gelebilir.
“Kötü bir şey olacak” hissi bir öngörü müdür?
Her güçlü his, gelecekle ilgili doğru bir bilgi anlamına gelmez.
Kaygı sırasında bedenin ve zihnin ürettiği alarm hissi oldukça gerçek olabilir. Ancak hissin gerçek olması, hissin işaret ettiği tehlikenin de gerçek olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle kişi kendisine şu soruyu sorabilir:
“Şu anda elimde bir tehlikeye dair somut bir bilgi mi var, yoksa zihnim belirsizliği ortadan kaldırmaya mı çalışıyor?”
Bu ayrım, düşünce ile gerçeklik arasındaki mesafeyi fark etmeye yardımcı olabilir.
Ne zaman profesyonel destek düşünülmeli?
Sürekli tetikte olma hali kişinin uykusunu, ilişkilerini, iş yaşamını veya günlük işlevselliğini etkiliyorsa psikolojik değerlendirme faydalı olabilir.
Psikoterapide yalnızca “daha az düşünmek” hedeflenmez. Kişinin tehdit algısının nasıl oluştuğu, belirsizlikle nasıl baş ettiği, hangi düşünce ve davranışların kaygıyı sürdürdüğü ve güven duygusunu nasıl yeniden geliştirebileceği birlikte ele alınabilir.
Çünkü amaç hayatı tamamen risksiz hale getirmek değildir.
Amaç, zihnin her belirsizliği bir tehlike olarak algılamak zorunda olmadığını öğrenebilmesidir.
Sakarya’da profesyonel destek
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Belirtiler günlük yaşamı zorlaştırıyorsa Klinik Psikolog Süleyman Çetin ile Serdivan’da yüz yüze görüşebilirsiniz. İlgili yaklaşımlar için hizmetler sayfasına bakabilirsiniz.